Vaktinin Türbedar-ı Kerbela’sı Fuzuli ’nin “Saadete Ermişlerin Bahçesi” isimli eserinin sonlarında Hz . Hüseyin(ra) ’in kesilmiş başının
bir tabak içinde Yezid ’in önüne getirildiği meclisin anlatıldığı bölümden bir parçayı “Hadikatü ’s süeda”dan okuyalım:
Hazret -i Resul ile birlikte mecliste bulunuyordum, torunları içeri girip:
- Dede !, dediler. Hangimizin daha kuvvetli olduğumuz bahsinde aramızda anlaşamıyoruz.
Karar verdik ki huzurunuzda güreşe tutuşalım. Kimin kuvveti ötekinden fazla ise belli olsun!
- Ey gözüm nurları … dedi, güreşmeniz doğru değil. Her biriniz, birer şey yazın.
Hanginizin yazısı daha fazla beğenilirse, o ötekine galip sayılsın!
Şehzadeler, bu teklifi kabul ettiler ve ikisi de birer satır yazı yazıp Hazreti Resulûllah ’a arz ettiler.
Peygamber, hiçbirinin hatırını kırmamak için:
- Ey ciğer köşelerim! dedi. Yazılarınızı babanız Ali Murtaza ’ya gösterin. Kararını o versin!
Şehzadeler yazılarını gösterdikte babaları;
- Annenize gösterin! dedi. Şehzadeler Hz . Fâtıma -i Zehra ’ya arzettiklerinde O da:
- Çocuklarım! Ben iyi yazı ilmini bilmem. Fakat birkaç tane incim var. Onları yere atayım.
Hanginiz fazla toplarsa o galip sayılsın, dedi. Hazret -i Fatıma -i Zehra o incileri atıp şehzadeler
toplamaya koyulduklarında – Hazret -i Peygamberden işitmiştim- Allah Cebrail ’e emir eder ki;
- Ey Cebrail ! Yeryüzüne inip bu incileri iki çocuk arasında müsavî surette taksim et!
Öyle ki bunları paylaştırırken aralarında fark olup hiçbirinin hatırı kırılmasın!
Düşünün ey dostlar! Hazret-i Allah,
Hazret-i Mustafa, Hazret-i Murtaza ve Hazret-i Fâtıma-i Zehra onlara
en küçük bir elem erişmesini istemezken ne bedbahtlardır o kimseler ki
bunlara bunca zulmü reva göreler ve birini zehir ile öldürüp, birine kılıcı musallat edeler.
Felekde hasılı insan isen bir canı incitme, günahkar olma fahr-i âlem-i zî-şanı incitme
sırrı düştü ordan gönlümüze, işlenen her günahla incinen bir yüce Sultan aşkı ile
Kerbela’dan katleden kim, incinen kim yeniden duyalım diye sinelerimizde o ateşi…
Mevlam, zalim karşısında hiçbir zaafa mağlup olmadan, şerre asla boyun eğmeden,
zulüm en korkunç yüzüyle gelse de, cânı âşkla ve kahramanca şehit vermenin ne demek
olduğunu tüm insanlığa yaşayarak öğreten Hz. Hüseyin’in(ra) şefaatinden,
sevgisinden, gönül sır¬rından hiçbirimizi mahrum etmesin.
Mevlam, gönüllerinde sevgisi, heyecanı tükenmemiş, iman nimetine kavuşamamış kullarına;
gerçeği, hidayet Nur’unu, Belâgerdan Hz. Hüseyin Efendimiz’in yüzü suyu hürmetine lütfeylesin.
umutrehberi.com’ dan alınmıştır.
Es’selam Umutrehberi,
Her perşembeyi cumaya bağlayan saatlerde posta kutuma birbirinden değerleri yazıları ve yorumlarınızı gönderiyorsunuz.Rabbim razı olsun sizden…
İzninizi almadan yayınladım gönderdiğiniz postanın büyük bir bölümünü, inşallah hakkınızı helal edersiniz.Aslında konu ile ilgili mail atmıştım ama sanırım gözden kaçtığı için cevap veremediniz.Bir de buradan dile getirmek istedim.
Rabbim rızasından ve yolundan ayırmasın inşallah.
selametle…